Yargıtay Kararlarında Türkçe Tahkim Anlaşması Yapma Zorunluluğu

Güncelleme tarihi: Haz 1


Tahkime gidebilmek adına tahkim anlaşması yapılması gerekir, ancak anlaşmanın Türkçe yapılması zorunluluğu tartışmayı farklı bir yere çekmiştir. Esasında 9 maddeden oluşan 805 sayılı İktisadi Müesseselerde Mecburi Türkçe Kullanılması Hakkında Kanun (“805 sayılı Kanun”) bu karışıklığı ortaya çıkarmaktadır. 805 sayılı kanunun 4.maddesine dayanarak yabancı dilde yapılan tahkim anlaşması yapılamayacağını, yapılan tahkim anlaşmasının Türkçe olması ve yorumlanması hakkında bir uyuşmazlık olması halinde Türkçe versiyonunun esas alınacağı gerektiği vurgulanmıştır.

Yargıtay’ın bu görüşte olmasının sebeplerinden biri olarak, 805 sayılı Kanun’un 1.maddesinde Türk şirket ve müesseseleri için Türkçe kullanılması zorunlu tutulan iş ve işlemler arasındaki “mukavele”lerin aynı Yasa’nın 2.maddesinde yabancı şirketler ve müesseseler açısından sınırlı sayıda sayılan iş ve işlemler arasında gösterilmemiş bulunması” dolayısıyla bu kanunun tacirler arasında yapılmış, taraf iradesine dayanan tahkim anlaşmalarında da uygulanabileceği kanısına ulaşmıştır [1]. Bu durumda Yargıtay, tahkim anlaşmalarının tarafların tasarrufunda bulunan hususlar konusunda anlaşamayacağını vurgular, çünkü Yargıtay kararında ilk derece mahkemesinin de belirttiği üzere, anılan yasadan sonra yürürlüğe giren Uluslararası Tahkim Yasası’nda da Türk vatandaşları hakkında dahi sözleşmenin Türkçe düzenlenmesi gerektiğine ilişkin bir hüküm” bulunmamaktadır. Bu şekilde bir hükmün bulunmamasının esas sebebi hâlihazırda tarafların tasarrufu altında olan bir husus olmasından kaynaklıdır.


Yargıtay başka bir kararında, tahkim anlaşmasının İngilizce yapıldığını ve “mahkemece tahkim şartının geçerli olup olmadığı değerlendirilip tahkim itirazının buna göre karara bağlanması gerekirken bu husus nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı” gerektirdiğini belirtmiştir [2]. Ancak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 413.maddesinin 1.fıkrasında “Tahkim sözleşmesinin konusunu oluşturan bir uyuşmazlığın çözümü için mahkemede dava açılmışsa, karşı taraf tahkim ilk itirazında bulunabilir. Bu durumda tahkim sözleşmesi hükümsüz, tesirsiz veya uygulanması imkânsız değil ise mahkeme tahkim itirazını kabul eder ve davayı usulden reddeder” hükmü yer almaktadır. Tahkim anlaşmasının aynı kanunun 408 ve 412.maddelerindeki şartlara, yani tahkime elverişlilik ve tahkim anlaşmasının şartlarına uygunluğunun incelenmesi gerekmektedir. Tahkim anlaşması bakımından güncel kanunlarda bir dil zorunluluğu getirilmemesi söz konusuyken, tahkim anlaşmasının geçerli olup olmaması açısından dilin bir zorunluluk olarak getirilmesi temelde bazı sorunlara yol açmaktadır.


Öncelikle tarafların tasarrufunda olan durumlardan biri uluslararası tahkim açısından Türkçe zorunluluğu, uyuşmazlıkların çözümünde yabancı yatırımcı veya taraf açısından bir öngörülmezlik yaratabilir. 805 sayılı Kanun bakımından esas alınacak dil versiyonunun Türkçe olduğu da düşünüldüğünde, tahkim anlaşması eşit olmayan bir durum yaratacaktır, çünkü tarafların ortak bir dilde anlaşması esasında mümkünken, Yargıtay, Türkçe olma zorunluluğu üzerine içtihadı dolayısıyla taraflardan biri açısından öngörülemeyecek bir durum yaratacaktır.


Bu konuya bağlantılı olan başka bir sorun ise, tarafların tahkim anlaşmasını yapmaktan çekinmesi yerine direkt sözleşmeyi yapmaktan da çekinebilir. Genel olarak taraflardan biri Türk olan tahkim anlaşmalarının İngilizce yapılması söz konusuyken, yabancı tarafın uyuşmazlık lehine sonuçlansa bile tenfizinin gerçekleşmeyeceği şüphesi ve/veya çekincesi sözleşme hüküm ve sonuç doğurmadan önce sorun yaratacaktır.


Son olarak kanunun lafzından dolayı tarafların tasarrufunda olması gereken bir seçimin yapılamayacağının belirtilmesi, içtihadın sıkı uygulanması halinde, tahkim müessesesinin yaygınlaştırılmasını ve bu sayede adli yargının iş yükünün azaltılması gibi hedefler yerine getirilemeyecektir.


2020 ve 2021 yıllarında verilen kararlarda her ne kadar tahkim anlaşmalarının Türkçe yapılması zorunluluğuna ilişkin bir karar verilmemiş olsa da bu kararlar mevzuatın detaylı ve bağlantılı olmasıyla, kurulan bağlantının ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.


KAYNAKÇA

[1] Yargıtay, 11. HD., E. 2007/5129 K. 2007/9050 T. 14.6.2007

[2] Yargıtay, 11. HD., E. 2012/4088 K. 2013/3972 T. 04.03.2013


YAZAR

M. Tuğberk Dekak

Bahar Şahin