Münhasırlık Şartının Rekabet Hukuku Bakımından Değerlendirilmesi



Gerek Dikey Grup Muafiyeti Yönetmeliği, gerekse de Dikey Kısıtlamalara İlişkin Kılavuz uyarınca Avrupa Komisyonu distribütörlük sözleşmelerinin içerdiği hükümler bakımından bir ayrıma gitmiştir. Buna göre, distribütörlük sözleşmeleri; münhasır olmayan distribütörlük sözleşmeleri, münhasır distribütörlük sözleşmeleri ve seçici distribütörlük sözleşmeleri olarak ayrılmaktadır.


Bu yazı kapsamında münhasır distribütörlük sözleşmesinin bazı hükümleri AB rekabet hukuku bakımından incelenecek olup bunların mevzuata uyumu üzerinde durulacaktır.


Münhasır Distribütörlük Sözleşmeleri

İşbu yazımızda münhasır distribütörlük sözleşmeleri incelenecek olup diğer sözleşme türlerinin tanımına yer verilmemiştir.


Exclusive distribution- Türkçe adıyla münhasır distribütörlük- içeren sözleşmede sağlayıcı, ürünlerini belirli bir bölgede veya yalnızca belirli bir müşteri grubuna yeniden satılmak üzere yalnızca bir distribütöre satmayı kabul eder. Aynı zamanda distribütör genellikle diğer (özel olarak tahsis edilen) bölgelere aktif satışında sınırlıdır. Bir sağlayıcı ayrıca belirli bölgeleri veya müşteri gruplarını kendisine ayırabilir. [1]


AB Rekabet Hukuku Kapsamında Yasak Olmayan Haller

AB’nin İşleyişi Hakkında Antlaşma’nın 101. Maddesinin 1. Fıkrası, genel olarak, Avrupa Ekonomik Alanı (“AEA”) içindeki ülkeler arasındaki ticareti etkileyebilecek ve AEA içindeki rekabeti kısıtlama, önleme veya bozma amacı veya etkisi olan şirketler arasındaki tüm anlaşmaları yasaklamaktadır. Bu hüküm hem yatay anlaşmalara hem de dikey anlaşmalara uygulanmaktadır. Bu kapsamda distribütörlük sözleşmeleri dağıtım zincirinin farklı aşamalarında faaliyet gösteren işletmeler arasında yapılan bir sözleşme olması bakımından dikey anlaşma kapsamına girmektedir.


Ancak, bazı hallerde AB’nin İşleyişi Hakkında Antlaşma’nın 101. Maddesinin 1. Fıkrası uygulanmamakta ve bu kapsamda sözleşmelerin rekabeti ihlal ettiğinden bahsedilmemektedir. Distribütörlük sözleşmeleri bakımından bu istisna halleri ikiye ayırmak mümkündür: sözleşmenin üye devletler arasındaki ticarete kayda değer bir etkisinin olmaması ve sözleşmenin AB’nin İşleyişi Hakkında Antlaşma’nın 101. Maddesi 3. Fıkrasında öngörülen muafiyetten yararlanması. Bu kapsamda, düzenlenecek olan sözleşmenin bu hallerden birine girmesi AB rekabet hukuku ilkelerine aykırılık olmaması ve akabinde para cezası riski [2] ile karşılaşılmaması bakımından önemlidir.

Madde 101 (1)’de Belirtilen Yasaktan Muafiyet

AB’nin İşleyişi Hakkında Antlaşma’nın (TFUE) 101. Maddesinin 1. Fıkrası uyarınca teşebbüsler arasında üye devletler arasındaki ticareti etkileyebilecek ve rekabeti engelleme, bozma veya kısıtlama amacını taşıyan ya da bu etkiyi doğurabilecek nitelikte tüm anlaşmalar, teşebbüs birlikleri ve uyumlu eylem kararları yasaktır. Ancak, AB’nin İşleyişi Hakkında Antlaşma’nın 101. Maddesinin 3. Fıkrası uyarınca anlaşmanın rekabeti arttırıcı avantajlarının rekabete aykırı etkilerinden daha ağır basması halinde grup olarak muaf tutulabilecektir. [3] Bu itibarla Avrupa Komisyonu, Dikey anlaşma yapan şirketlerin TFEU'nun 101 (1) maddesindeki yasaktan muafiyetten yararlanmalarını sağlayan tek bir “şemsiye” grup muafiyeti öngören Dikey Grup Muafiyeti Yönetmeliği [4] yayınlamış ve grup muafiyetini ortadan kaldıran kısıtlamalar içerenler dışında, pazar payı %30'u [5] geçmeyen tarafların yaptığı çoğu dikey anlaşmaların grup muafiyeti kapsamında olduğunu öngörmüştür.


Öte yandan, Dikey Grup Muafiyeti Yönetmeliği’nin 4. Maddesinin a bendi grup muafiyetini ortadan kaldıran kısıtlamalar öngörmektedir. Dikey bir anlaşmada bu kısıtlamalardan herhangi birinin bulunması halinde, anlaşmanın tamamı Dikey Grup Muafiyeti Yönetmeliği’nden artık yararlanamayacaktır.


Bölge ve Müşteri Sınırlaması

Dikey Grup Muafiyeti Yönetmeliği’nin 4. Fıkrasının b bendi uyarınca maddede sayılan dört istisna dışında kalan hallerde, alıcıya bölge veya müşteri kısıtlaması getirmek mümkün değildir. Dolayısı ile, bir alıcının, sözleşmeye taraf olan bir alıcının, kuruluş yeri sınırlamasına halel getirmeksizin, sözleşme konusu mal veya hizmetleri satabileceği bölgenin veya müşterilerinin sınırlandırılması durumu maddenin devamında yer alan 4 istisnai hal dışında yasaktır.


B bendinin i alt bendi uyarınca alıcının müşterilerince yapılacak satışları kapsamaması kaydıyla, sağlayıcı tarafından kendisine veya bir alıcıya tahsis edilmiş münhasır bir bölgeye ya da münhasır müşteri grubuna yapılacak aktif satışların kısıtlanması, istisnai haller arasında yer almakta ve ilgili dikey anlaşmanın grup muafiyetinden faydalanmasına engel teşkil etmemektedir. Bu istisnayı bir örnekle açıklamak gerekirse üretici konumundaki sağlayıcı bir AB üye ülkesindeki her bir ilde- bu AB üye ülkesinin rekabete ilişkin mevzuatının aksine bir hüküm öngörmemesi koşuluyla-farklı bir distribitör ile çalışabilir ve onlara bölgesel koruma sağlayabilir. Açıkça görüldüğü üzere, iç hukukumuza da doğrudan aktarılan işbu istisnai hüküm uyarınca tek satıcıya belirli bir bölgede tekel hakkı tanınması Avrupa Birliği Rekabet Hukuku kapsamında de muafiyetten yararlanmaya engel değildir.


Önemle belirtmek gerekir ki, 4. Madde uyarınca öngörülen kısıtlamalar AB’nin İşleyişi Hakkında Antlaşma’nın 101. Maddesinin 3. Fıkrası kapsamında grup muafiyetinden yararlanılmasını engellemekte ve bir önceki mali yılda tarafların her birinin dünya çapındaki yıllık cirosunun %10'una kadar ciddi para cezaları riski taşımaktadır. [6] Bu kapsamda, her bir distribütörlük sözleşmesi bakımından bu kısıtlamaları ihtiva eden bir hükmün olup olmadığı dikkatli bir şekilde incelenmelidir.


Kaynakça

[1]Avrupa Komisyonu, Dikey Kısıtlamalara İlişkin Kılavuz, 2010, s. 45.

[2]Baker McKenzie, International Distribution& Agency Handbook,2018.

[3]Baker McKenzie, International Distribution & Agency Handbook,2018.

[4]İşbu yönetmelik 31 Mayıs 2022’de sona erecek olup Komisyon Distribütörlük Sözleşmeleri için Yeni Kural taslağını yayınlamıştır.

[5]Dikey Grup Muafiyeti Yönetmeliği madde 3.1 uyarınca Sağlayıcının sahip olduğu pazar payının bir önceki takvim yılında sözleşme konusu mal veya hizmetleri sattığı ilgili pazarın %30'unu ve alıcının pazar payının sözleşme konusu malları satın aldığı ilgili pazarın %30'unu geçmemesi halinde madde 2’deki muafiyet uygulanacaktır.

[6]Baker McKenzie, International Distribution & Agency Handbook, 2018.


Yazar

Av. Gülşah Algın

Av. Remziye Atabek

Stj. Av. Şevval Gülhan Metin