IMF KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM RAPORU-2020 BAHAR TOPLANTILARI BASIN BÜLTENİ DERLEMESİ



IMF KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM BASIN AÇIKLAMASI (GİTA GOPİNATH , GİAN MARİA MİLESİ-FERRETTİ, MALHAR NABAR, RAPHAEL ANSPACH)

Politika yapıcıların hane halklarına, firmalara ve finansal piyasalara yardımcı olmak amacıyla daha önce benzeri görülmemiş bir şekilde aksiyon aldığı görülmesine rağmen, bu tecritten çıktığımızda ekonomik ortamın nasıl görüneceğine dair hala ciddi bir belirsizlik olduğu söz konusudur. Uluslararası Para Fonu (IMF) bu durumu 1930’ların Büyük Buhran döneminden beri faaliyet koşullarında yaşanan en sert düşüş olarak yorumluyor. IMF her üç ayda bir yayınladığı küresel görünüm raporunun bu senenin ocak ayında yayınladığı versiyonunda küresel büyüme için %3,3’lük bir büyüme öngörürken, son raporunda bu öngörüyü %3’lük bir daralma olarak değiştirdiğini ve en iyi senaryoda 2020 ve 2021’de küresel hasılada toplam 9 trilyon dolar kayıp yaşanmasını beklediğini açıkladı. IMF’e göre 2020 için gelişmiş ekonomilerdeki (negatif) büyüme %-6 olarak, gelişmekte olan piyasalar ve gelişmekte olan ekonomilerin de %-1’lik (negatif) büyüme göstermesi beklenmektedir. Kişi başına düşen gelirin 170’den fazla ülkede azalacağı tahmin edilmektedir.


2008 küresel ekonomik krizinden, gelişmiş ülkeler gelişmekte olan ülkelere kıyasla çok daha fazla etkilenmişti, oysa şu an yaşadığımız büyük tecrit (great lockdown) olarak adlandırılan kriz tüm ülke ekonomilerini etkileyecek boyuttadır. IMF, Büyük Buhran’dan bu yana ilk kez hem gelişmiş ekonomiler hem de gelişmekte olan ekonomilerin durgunluk halinde olduğunu belirtiyor. Bir karşılaştırma olarak 2009 yılına bakıldığında, şu anda öngörülen %3’lük daralmanın %0.1 olduğu görülmektedir.


2020’nin ikinci yarısında pandeminin kaybolduğu ve dünya çapında gerçekleştirilen politika eylemlerinin yaygın firma iflaslarını, iş kayıplarını ve sistem genelinde mali yükleri önlemede etkili olduğu varsayılırsa, 2021’de küresel büyümenin yüzde 5,8’e yükseleceği tahmin ediliyor. IMF, pandeminin bu yılın ikinci yarısında yok olmayabileceği, bu durumun daha uzun süre tedbirler alınmasına, finansal koşulların kötüleşmesine ve küresel tedarik zincirlerinde daha fazla bozulmaya sebep olabileceğinden de bahsetmektedir. Bu gibi durumlarda, küresel GSYİH 2020’de %3’ten daha da azalacak ve eğer 2021’de sağlık krizi devam ederse, küresel GSYİH seviyesi mevcut durumla karşılaştırıldığında yüzde 8 oranında azalabilecektir.


Krizin ölçeği ve hızı ile orantılı olarak, yeni veriler elde edildikçe ulusal ve uluslararası siyasi aksiyonların hızlı bir şekilde konuşlandırılması ve hızla yeniden kalibre edilmesi gerekmektedir. Bu kriz, hükümetler tarafından zamanında harekete geçilmesini ve bu sağlık sektörüne, firmalara, hane halklarına harcamalar yapılmasını gerektirmektedir. Bu nedenle, IMF tarafından 12 ay boyunca borç seviyelerinin oldukça önemli bir artış göstermesini öngörülüyor. Ancak IMF’e göre bu durum böyle kalmayacak, faiz oranları düşük kaldığı ve öngörülen toparlanma sağlandığı sürece zaman içinde borç seviyelerinin yavaşça düştüğü görülecektir.


Euro Bölgesi için öngörülen 2020 durgunluğunun diğer bölgelerden daha kötü olduğu görülmektedir. IMF bunun nedenlerini basın toplantısında birkaç cümle ile açıklamıştır. Öncelikle Euro Bölgesi’nin zaten 2019’a bile ABD’ye kıyasla daha düşük büyüme öngörüsü ile başladığı görülmektedir. İkinci ve en önemli sebep, dünyanın birçok diğer kesimine kıyasla Avrupa’nın bu krizden daha çok etkilenmesidir. Ayrıca, Avrupa ülkeleri uluslararası ticarete çok açıktır. Birçok ülke büyüklüklerine rağmen, krizden çok etkilenen sektörlerden olan turizme fazlasıyla güvenmektedir.


Basın toplantısında değinilen bir başka konu ise İngiltere’nin ekonomik önlemleridir. İngiltere’nin ekonomik önlemler alma konusunda diğer uluslarla kıyaslandığında çok daha agresif bir yaklaşım sergilediği görülmektedir. Hem Hazine’nin hem de İngiltere Merkez Bankası’nın önemli ve çok dikkatli bir şekilde hedeflenmiş önlemler aldığı; firmalara, hane halklarına ve finansal sisteme önemli destekler sunduğu belirtilmektedir. IMF’e göre ekonominin yeniden düzene girebilmesi için çevik olmak ve değişen ortama verilen tepkiyi, salgın hastalığın nasıl yayıldığı, salgının bizimle ne kadar kalacağı ve politikaları gerektiği gibi ayarlayabilmek gerekiyor.


IMF bir diğer konu olarak, son zamanlarda görülen petrol fiyatlarındaki çöküşün sebebinin, Covid-19 krizi dolayısıyla özellikle ulaşım azaldığı için talepteki keskin düşüş ve OPEC+ görüşmelerinin çöküşü olduğunu belirtiyor. IMF’in tahminleri, petrol fiyatının 2020 için 35 $ ve 2021 için bu seviyenin etrafında olacağı ve daha sonra 45 $ ‘a çıkacağı yönündedir. Bu, virüs öncesi öngörülen fiyatların çok altındadır ve petrol üreticisi ülkeler üzerinde önemli bir etkisi vardır.


IMF, Brezilya’nın diğer Latin Amerika ülkelerinden daha az büyüyeceği tahmininde bulunmuştur. Bunun sebebinin öncelikle salgının ciddi iç aksamalara yol açmasının yanında, Brezilya emtia fiyatlarındaki çöküş ve özellikle son zamanlarda Çin de dâhil olmak üzere ticaret ortaklarında küresel büyümenin yavaşlaması gibi birden fazla durumdan etkilenmesi olduğunu söylüyor. Fakat içinde bulunulan kriz düşünüldüğünde tahminler konusunda belirsizlikler söz konusudur.


Ülkelerin yapması gereken eylemlere gelindiğinde IMF, başta çeşitli sokağa çıkma yasaklarıyla Covid-19’un yayılmasını önlemek olmak üzere, sağlık sistemlerini desteklemek, yaygın testler yapmak ve tıbbi malzeme üzerindeki ticari kısıtlamalardan kaçınmaya devam etmek olduğunu söylemektedir. Bu dönemde ekonomi durma boyutundayken, politika belirleyiciler insanların temel ihtiyaçlarını karşılayabilmelerini ve iş yerlerinin pandeminin akut aşamasıyla baş edebilmesini sağlamaları gerekecektir. Politika belirleyiciler kriz sonrası toparlanma döneminde talebi güçlendirecek, şirketlerin istihdamını arttıracak, onları teşvik edecek, özel sektör ve kamu sektörünün bilançolarını toparlayacak politikalara yönelmelidir.


Özellikle düşük gelirli ülkelerde bu krizin zorlukları çok yönlüdür. Bu ülkeler hem gelişmiş ülkelerdeki kadar güçlü olmayan sağlık sistemleri ile krizle baş etmek zorundadırlar hem de gerekli harcamaları yapmak için daha az mali alana sahiptirler. Özellikle büyüme için turizm, seyahat ve eğlenceye güvenen ülkeler büyük aksaklıklar yaşamaktadırlar, çünkü kriz sırasında en çok etkilenen sektörler seyahat, turizm, eğlencedir. Gelir kaynaklarının çoğunluğu bu sektörlerden gelen ülkeler için gerekli harcamaların yapıldığından emin olmak için sağlık cephesinde ne gerekiyorsa yapmak, çalışanları ve küçük ve orta ölçekli işletmeleri desteklemek çok önemlidir. Ayrıca, borç yükü yüksek olan düşük gelirli ülkeler için, dünyanın dört bir yanındaki kreditörlerden bu ülkelere borçları konusunda yardımcı olmaları beklenmektedir.


Yani bu noktada çok taraflı iş birliği küresel olarak toparlanmayı sağlama için kritiktir. IMF, toparlanma aşaması için borç geri ödemelerinin dondurulması ve bu borçların yeniden yapılandırılmasının bir süre daha devam etmesi gerekeceğine dikkat çekmektedir. IMF, mali olanakları olan ülkeler arasında koordine edilen mali teşviklerin/canlandırmaların tüm ekonomiler için faydalı olacağı görüşündedir. Ayrıca, IMF küresel bir çaba gösterilmesi gerekliliğine pek çok yerde dikkat çekmiştir. Tüm ülkeleri özellikle tıbbi malzeme ihracatı konusunda kısıtlamalar koymaktan kaçınmaya çağırmaktadır. Ayrıca tedaviler ve aşılar geliştirildiğinde tüm ulusların hemen erişebilmesinin sağlanması gerektiğini de belirtmektedir. Gelişmekte olan ülkelerde ihtiyaç duyulan harcamaları desteklemek amacıyla çift taraflı kreditörler ve uluslararası finans kurumları; imtiyazlı finansman, hibeler ve borç tahsisi sağlamalıdır. IMF, acil durum finansmanının hızla dağıtılması ve yoksul üye ülkelerine borç hizmeti de dâhil olmak üzere, savunmasız ülkeleri desteklemek için aktif olarak 1 trilyon dolarlık kredi verme kapasitesine sahiptir ve resmi kreditörleri de aynısını yapmaya çağırmaktadır.


Pandemi bittiğinde kalıcı bir toparlanma sağlanabilmesi için, özellikle ileri ekonomilerin geniş tabanlı bir mali teşvik üstlenmesi gerektiği ve bunun dünyadaki tüm ileri ekonomiler arasında eşgüdümlü şekilde koordine edilirse daha da etkili olacağı belirtilmektedir. Enflasyon hedeflerin çok altında kalıyorsa, faiz oranları da bu süre boyunca düşük tutulmalıdır. Yaşadığımız gibi bir krizin tekrarlanmasına hazırlıklı olmak ve bunun için gerekli önlemleri almak çok önemlidir. Bu nedenle, dünya çapında sağlık sistemleri inşa etmek ve daha fazla bilgi paylaşımında bulunmak gerekmektedir.


Dünyanın deglobalize olmasını engellemek için ayrıntılı şekilde bahsedildiği gibi iş birliklerine ihtiyaç duyulmaktadır. IMF, insanların işe gidememeleri, seyahat edememeleri, fabrikalarda ve küresel tedarik zincirlerindeki bozulmalar vs. nedeniyle globalleşmeden elde ettiğimiz tüm kazanımların kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğumuzu belirtmektedir. Dünya eğer deglobalize olursa bu durum üretkenliği ciddi şekilde azaltacağı için, dünyanın ihtiyacı olan güçlü ve kalıcı toparlanma gerçekleşemeyecektir.



KAYNAKÇA

[1] https://www.imf.org/en/Publications/WEO/Issues/2020/04/14/weo-april-2020



YAZAR

Ferhan Yıldızlı

Gökçe Nur Ayyıldız