Müzik Eserlerinin Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Kapsamında Korunması

Güncelleme tarihi: Ağu 26


Müzik eserleri, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında olup söz konusu Kanunda “Her nevi sözlü ve sözsüz besteler” olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanun uyarınca eser, sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsullerini ifade eder.


Buna göre, bir fikir ve sanat mahsulünün eser sayılabilmesi için “Sahibinin hususiyetini taşıması” gerekmektedir. Sözlü ve sözsüz bestelerin eser niteliğini kazanabilmesi de bu unsurun varlığıyla mümkün olacaktır.


Müzik eserlerinde eser sahibinin temel aracı olan sesin kaynağı hakkında herhangi bir sınırlama yapılmamıştır. İnsan, enstrüman ya da doğa seslerinin bir araya getirilmesinin FSEK bakımından bir farkı bulunmamaktadır. Önemli olan eser sahibinin orijinal ürünü olmasıdır. Çünkü bu orijinalliğin ve müdahalenin varlığı, ürünün eser olarak korunmasını sağlar.


Bir başka eserden yararlanılarak meydana getirilen ancak müstakil olmayan fikir ve sanat eserleri ise FSEK’te işlenme ve derleme olarak adlandırılmıştır. Kanunda bunların başlıcaları sayılmıştır. Müzik aranjmanıysa bunlardan biridir.


Eser sahibinin hakları, mali haklar ve manevi haklar olarak ikiye ayrılmıştır. Bu ayrıma göre manevi haklar kamuya sunma, adın belirtilmesi, eserde değişiklik yapılmasını men etme ve eserin aslına ulaşma haklarıyken; mali haklarsa işleme, çoğaltma, yayma, temsil ve işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim haklarıdır. Bu haklardan manevi haklar, başkalarına devredilemezken mali hakların devredilmesi mümkündür. Ancak, manevi hakların kullanımı başka bir kişiye bırakılabilir. Öte yandan, eser sahibinin manevi hakları, kişilik hakları niteliği taşımaktadır. Bu sebeple üzerinde tasarrufta bulunmak mümkün değildir ve eser sahibinin ölmesi durumunda dahi süresiz olarak korunurlar. Mali haklar ise süreyle sınırlı olmakla birlikte devredilebilen, miras yoluyla intikal edebilen haklardır.


Bu haklardan ayrı olarak eser sahibine güzel sanat eserlerinin satış bedellerinden pay verilmesi hususu düzenlenmiştir. Buna göre eser, eser sahibi veya mirasçıları tarafından bir defa satıldıktan sonra, koruma süresi içinde, bir sergide veya açık artırmada yahut bu gibi eşyayı satan bir mağazada veya başka şekillerde satış konusu olarak el değiştirdikçe, bu satış bedeli ile bir önceki satış bedeli arasında açık bir nispetsizlik bulunması halinde, her satışta satışı gerçekleştiren kişi tarafından bedel farkından münasip bir pay eser sahibine ödenecektir.


FSEK’e göre, bağlantılı hak sahipleri de eser sahibine tanınan haklardan faydalanabilmektedir. Bunlar icracı sanatçılar, fonogram yapımcıları ve radyo ve televizyon kuruluşlarıdır.


Bir eserin korunabilmesi için kural olarak, tescil veya herhangi bir mercie tevdii işlemi gerekli değildir. Seslerin ilk tespitini gerçekleştiren fonogram yapımcılarıysa istisna kapsamındadır. Buna göre, ispat kolaylığı ve mali haklara ilişkin yararlanma yetkisinin takibi amacıyla sinema ve müzik yapımlarının kayıt ve tescili yapılmaktadır. Öte yandan, fikri mülkiyet haklarının korunması ve etkin bir şekilde takibinin sağlanması amacıyla, sadece süreli yayınlar basan yerler dışında, fikir ve sanat eserlerinin tespit edilmesi ve çoğaltılmasına ilişkin materyalleri üreten ve/veya bu materyallerin dolum, çoğaltım ve satışını yapan veya herhangi bir şekilde yayan ve umuma arz eden yerler, Kültür ve Turizm Bakanlığınca ücret mukabili sertifikalandırılmaktadır. Ayrıca, fikir ve sanat eserlerinin izinsiz çoğaltılmasının ve taklit edilmelerin önlenmesi amacıyla bandrol uygulaması yapılmaktadır.

Müzik eserleri üzerindeki mali ve manevi hakların korunması için tecavüzün ref’i, tecavüzün men’i, tazminat davası veya tespit davası açılmaktadır. FSEK’te cezai hükümlere de yer verilmiştir.


YAZAR

Bilgi Teknolojileri Ekibi